Bizi Arayın
Yukarı Çık

MUTLULUK İÇİMİZDE

 

 

MUTLULUK İÇİMİZDE

 

 

 

Çağdaş yaşamın getirdiği koşuşturmalar ve zorunluluklar bizleri kimi zaman insan olmaktan çıkarıp birer makineye çeviriyor. İnsan ruh, zihin ve bedenin yeraldığı iç içe geçmiş bir sistemdir. Aslında sadece bu kadar da değil. Tüm kainatın içimizde kodlu olduğu evrenin özüyüz de diyebiliriz. Bunu Şeyh Galip dizelerinde şöyle anlatıyor:

 

 

Hoşça bak zatına kim zübde-i alemsin sen

Merdum-i dide-i ekvân olan âdemsin sen

(Hoşça bak zatına kainatın özüsün sen

Bütün yaratıkların gözbebeği olan insansın sen)

Peki, kainatın gözbebeği olan bizler buna uygun yaşıyormuyuz? Tüm koşturmacaların arasında bir es verip bu soruyu mutlaka kendimize sormalıyız. Nereden geldik ve nereye gidiyoruz?  Yaşam bize neyi öğretiyor? Kainata ve diğer insanlara faydalı birer birey olabiliyor muyuz? Her birey kendine bu soruları sorup bu konuda düşünmek durumundadır.

Dünyamız zor günler geçiriyor. İklim değişiklikleri, küresel ısınma, denizlerin kirlenmesi ve  ekonomik krizler. Bunların çoğunun yaşanması insanoğlunun yaptıklarının bir sonucudur. Düzeni değiştirecek olan yine biz insanlarız. Bizler kainatın özü olduğumuza göre işe çok kolay bir yerden kendi özümüzden başlayabiliriz. Kendisiyle kavgası bitmemiş bir insan dış dünyada da kavga ortamı yaratacaktır. Kendi ile barışık olmayan bir insan dış dünyada da küslük yaratacaktır. Kendimize söylediğimiz yalanlar gün gelecek yine kendi canımızı acıtacaktır. Dışarıda ne varsa içimizde de o vardır. Dışarıda gördüklerimize kızıp öfkelenmek yerine kendimizle ilgili hakikatleri farketmek için bu işaretleri değerlendirmeliyiz. Özümüze dönerek bunları neden yaşadığımızı farkederek dönüştürebiliriz. Biz dönüşürsek  çevremiz dönüşür.  Çevremiz dönüştüğünde ise tüm dünya dönüşür. Huzur ve mutluğun olduğu bir dünya dileğiyle,

Canan ÖZALANYALI